Frigya en parlak dönemini Kral Midas'la yaşamıştır. Midas şüphesiz çağının en ünlü krallarından biridir ve Asur kralı Sargon'un çivi yazılı yıllıklarında Muşkilerin Mita'sı olarak adı geçer. Kral Midas'in ölümünden sonra Gordion kenti MÖ 6. yy sonlarına kadar bolluk ve refah içinde yaşamıştır.
Antik Çağ'da Orta Anadolu'da yaşamış bir halk olan Frigler, hakkında anlatılan efsanelerle ünlü bir krala sahiptir. Kendisiyle aynı dönemde yaşamış olan Asur Kralı II. Sargon'un yazıtlarında adı Muşkili Mita olarak geçen Kral Midas'ın Frigya'ya en parlak dönemlerini yaşatmış olduğu düşünülür.
Friglerin baş tanrısı bir ana tanrıça ya da doğa tanrıçasıdır. Genellikle Kibele olarak tanınan bu tanrıçaya Frigler sadece "ana" anlamına gelen Matar demektedir. Gordion'daki birkaç taş heykelciğin bu tanrıçayı temsil ettiği düşünülür.
Antik batı kaynaklarında verilen bilgilere göre, Frig Devleti'nin ilk kralı, başkent Gordion'a adını vermiş olan Gordios (Gordias)'dur.
Phrygia Kralı Midas, Yunan mitolojisinde tanıdık bir figürdür, ancak Eski Frig yazıtlarında ve Asur kaynaklarında 'Muşki Mita' (M.Ö. 738 - c. 696) olarak bilinen MÖ 8. yüzyılın sonlarında gerçek bir hükümdara dayanmış olabilir.
5- Frig Uygarlığının en güçlü olduğu dönem kral Midas'ın hükümdar olduğu dönemdir. Bu nedenle birçok tarihi kaynakta bu uygarlık Midas Krallığı olarak da anılır.
Terim, hem Friglerin hem de Proto-Ermenilerin dilsel ve ortak soy atasını tanımlar. Dolayısıyla Ermeni-Frigler; Ön-Yunanların, Antik Makedonların, Friglerin ve ayrıca Ermenilerin de ortak ataları olan çok daha eski Greko-Frigler'in aynı zamanda da torunları olacaklardır.
Adaletli Kral Gordios ile Ana Tanrıça Kibele'nin oğlu, zenginliğin sembolü, eşek kulakları ve dokunduğu her şeyi altına çevirmesiyle ünlenen Kral Midas ve çocukları için dünyada ilk kez oyuncak üreten, mozaiği keşfedip mimaride kullanan, çengelli iğneyi (fibula) Anadolu'ya kazandıran halkın vatanı Frigya…
Frig kralı Midas'ın ölümü ile de Kimmerler Frig Devletine son vermişlerdir.
Frigya mitolojisinde bir ana tanrıça olan Kibele'ye genellikle dağ zirvelerinde tapınılırdı. Doğa ile özdeşleştirilmiş, özellikle bazı vahşi hayvanlarla ilişkilendirilmiştir. Anadolu'da çok sayıda Kybele anıtı vardır.