O günden sonra Namık Kemal olarak anılmaya başladı. 18 yaşına kadar kaldığı Sofya'da komşuları Niş Kadısı Mustafa Ragıp Efendi'nin kızı Nesime Hanım ile evlendi. Bu evlilikten Feride ve Ulviye adında iki kızı ve Ali Ekrem adında bir oğlu dünyaya geldi.
Namık Kemal'in eserleri ve fikirleri yönünden en çok tesir ettiği kişilerin başında, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk gelir. Mustafa Kemal'in, Namık Kemal'i tanıması ve fikirlerini benimsemesi Manastır askeri lisesinde öğrenci iken yakın arkadaşı Ömer Naci sayesinde olmuştur.
Genç Osmanlılar Cemiyeti 1865 yılında kurulmuştur. Suphi Paşazade Ayetullah, Ahmet Beyzade Mehmet, Yusuf Paşazade Hacı Nuri, İskender Beyzade gibi isimler cemiyetin ilk kurucularıdır. Daha sonra Namık Kemal, Şinasi ve Ziya Paşa da bu cemiyete katılmışlar ve cemiyetin öncüleri olmuşlardır.
Babası müneccim başı Mustafa Asım Bey, annesi Fatma Zehra Hanımdır.
Bizim bir Namık Kemalimiz var. O, Türk milletinin yüzyıllardan beri beklediği sesi verdi. Fakat ne şiirlerini okuyabiliyor, ne konuşmalarını duyabiliyoruz. Bu milletin tarihinin bir yönünü belirten Vatan Yahut Silistre piyesini bile temsil ettirmediler”[3].
Namık Kemal, potansiyel bir devrimci ve imparatorluğa tehdit olarak görüldü. 9 Nisan 1873'te İstanbul'daki Gedik Paşa Tiyatrosu'nda "Vatan yahut Silistre" adlı oyununun ilk gösteriminden kısa bir süre sonra Sultan Abdülaziz tarafından sürgüne gönderildi.
Vatan sevgisi ve hürriyet kavramlarına derin bir bağlılığı bulunan Namık Kemal, Gelibolu'da mutasarrıf olarak görev yapmış vefatından sonra Gelibolu Bolayır'a defnedilmiştir. Namık Kemal'in anıt mezarı, Süleyman Paşa türbesi ile yan yana bulunmaktadır.
Orada yazmaya başladığı “Vatan Yahut Silistre” oyunu, İstanbul'da Gedikpaşa Tiyatrosunda sahnelendiğinde izleyicileri ayaklandıran olaylara neden oldu. Oyunu yasaklandı. İstanbul'a dönüp “İbret” gazetesinde yaşananları kaleme alınca gazeteyi çıkaran arkadaşlarıyla birlikte Magosa'ya sürüldü.